Dr. Sadık Ahmet


“...Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak bir suç ise, burada tekrar ediyorum. Ben bir Türk‘üm ve öyle kalacağım. Bu mesajımla Batı Trakya azınlığına sesleniyorum ve Türk olduklarını unutmamalarını söylüyorum.”
Dr. Sadık Ahmet

İkamet Tezkeresi Hk. DUYURU

Yabancılar Şube Müdürlüğünün Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bağlanması ile İkamet Tezkeresi(Yeni veya Uzatma) almak durumunda olan soyadaşlarımıza duyrulur.

İstenilen Belgeler İçin Tıklayınız

 

 

Dernek Faaliyetlerimizi Twitter ve Facebook Adresimizden de takip edebilirsiniz.

BTTDD Belgeseli


Get the Flash Player to see this player.

Site İstatistik

BugünBugün350
DünDün652
Bu HaftaBu Hafta3220
Bu AyBu Ay9753
ToplamToplam1196921

Türkiye ile Batılı devletler arasındaki savaşı sona erdirmek amacıyla toplanan Lozan Konferansı sırasında, 30 Ocak 1923 tarihinde, TBBM Hükümeti ile Yunanistan hükümeti arasında “Halkların Mübadelesi Sözleşmesi” imzalanmıştır. Bu sözleşme, Türkiye ile Yunanistan arasında, 1 Mayıs 1923 tarihi itibariyle mecburi nüfus mübadelesini öngörmektedir. Buna göre Türkiye’de yaşayan Rumlarla, Yunanistan’da yaşayan Türkler mübadele edilecek, ancak 1912 yılındaki yasa ile sınırlandığı şekliyle İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) sınırları içinde, 30 Ekim 1918 tarihinden önce yerleşmiş bulunan Rumlarla, 1913 Bükreş Anlaşması’yla sınırları çizilen Batı Trakya’nın batı sınırının doğusunda yaşayan tüm Müslümanlar mübadele dışında tutulacaktır. Burada Batı sınırının özellikle belirtilmesi, Batı Trakya’nın Bükreş Anlaşması öncesindeki sınırlarının daha geniş bir alanı kapsamasından kaynaklanmaktadır. Nitekim 1913’de kurulan Batı Trakya Hükümet-i Müstakilesi’nin sınırları daha geniş olup, Kavala şehrini de içine alacak şekilde batıda Struma Nehri’ne kadar uzanmaktadır.

Mübadele Sözleşmesi’ni uygulamak üzere, Türk ve Yunan temsilcilerinin de dahil olduğu milletlerarası karma bir komisyon kurulmuş ve Ekim 1923’ten itibaren çalışmalara başlamıştır. Mübadele kapsamında Türkiye’den Yunanistan’a 1 milyon 200 bin, Yunanistan’dan Türkiye’ye de 500 bin kişi göç etmiştir. Ancak sözleşmenin komisyon tarafından uygulanmaya başlanması ve mübadele işlerinin ele alınması ile birlikte “etabli” (yerleşik) ifadesinin kapsamı konusunda Türk ve Yunan temsilcileri arasında, deyimin yorumlanması açısından görüş ayrılığı çıkmıştır. Türkiye’ye göre, “etabli” Türk kanunlarına göre tespit edilecektir. İstanbul’da mümkün olduğu kadar fazla sayıda Rum bırakmak isteyen Yunanistan ise, her ne suretle olursa olsun, 30 Ekim 1918’den önce İstanbul’da bulunan her Rum’un “etabli” sayılması gerekeceğini ileri sürmüştür. Bu görüş ayrılığından doğan anlaşmazlık, Milletler Cemiyeti’ne havale edilmiş ve meselenin hukuki niteliği dolayısıyla Milletlerarası Daimi Adalet Divanı’ndan “istişari mütalaa” istenmiştir. Divan’ın Şubat 1925’te yaptığı yorum da anlaşmazlığı çözmeye yetmemiştir. 1 Aralık 1926’da ve 10 Haziran 1930’da Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan iki anlaşma bu sorunu çözmüş ve sonuçta yerleşim ve doğum tarihleri ne olursa olsun İstanbul Rumları ile Batı Trakya Müslümanlarının tamamına “etabli” denmiştir.

Lozan Anlaşması tek yanlı olmayıp “karşılıklılık” ilkesi üzerine kurulmuştur. Diğer anlaşmalardan farklı olarak, sadece Müslüman azınlıkların durumu ile ilgili olan bu anlaşma Yunanistan’ın tanıdığı tek anlaşma olmasına rağmen yine Yunanistan tarafından sık sık ihlal edilmektedir. Yunanistan, Türkiye sınırına yakın bir bölgede önemli sayıda bir Türk toplumunun varlığından rahatsızlık duyduğundan, anlaşmalara aykırı olarak, Batı Trakya’ya Rum göçmen yerleştirmek suretiyle bölgeyi Helenleştirmeye çalışmaktadır.